Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, İran ile ABD arasındaki çatışmayı Ukrayna için bir diplomatik fırsata dönüştürmeye çalışıyor. Ancak, hem kendi ülkesinde hem de Washington’dan gelen tepkiler, bu stratejinin ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Şubat 2025’te Trump’ın, “Elinizde koz yok” diyerek Zelenski’yi azarladığı bir ortamda, bir yıl sonra Zelenski daha farklı bir tablo çizmeye çalışıyor.
İran’ın Körfez bölgesindeki düşük maliyetli insansız hava aracı saldırıları, Ukrayna’nın SİHA önleme teknolojisine olan talebi artırdı. Bu fırsatı değerlendiren Zelenski, savaşın üçüncü haftasında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Ürdün’e toplamda 228 uzman gönderdiğini açıkladı. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlama konusunda da rol üstlenmeyi düşündüklerini belirtti.
Zelenski, ABD ile büyük çaplı bir insansız hava aracı üretim anlaşması imzalamak istediklerini de duyurdu. Bu anlaşma çerçevesinde, farklı türde SİHA’lar ve hava savunma sistemlerinin birlikte çalışarak yüzlerce İran yapımı Shahed ve füzeye karşı koyabileceklerini savunuyor. Ancak, Trump’ın “Yardımına ihtiyaç duyacağımız son kişi” şeklindeki alaycı yanıtı, Kiev’in stratejisindeki temel paradoksu bir kez daha gözler önüne serdi. Ukrayna, kendi cephelerinde ciddi açıklar yaşarken başkalarına destek sunma çabasında.
Rusya’nın Mart ayı sonunda 24 saat içinde yaklaşık 1.000 SİHA ile Ukrayna’ya saldırması, Kiev’in ek yükümlülükler üstlenip üstlenemeyeceğine dair soruları daha da derinleştiriyor. Körfez ülkeleri, elindeki ileri hava savunma sistemleriyle kitlesel Shahed saldırılarını püskürtmekte zorlanırken, Ukrayna’nın daha mantıksız çözümler üretmesi, iki taraf arasındaki asimetrik ilişkiyi gözler önüne seriyor.
Zelenski, bu denklemde bir takas formülü arayışında. Körfez ülkelerinin, Ukrayna’nın ihtiyaç duyduğu füzeler karşılığında Kiev’in deneyimlerini paylaşmasını sağlayacak bir iş birliği kurmayı hedefliyor. Katar ve Suudi Arabistan ile 10 yıllık savunma iş birliği anlaşmaları imzalayan Zelenski, ortak üretim hatları ve fabrika kurulumlarını da bu çerçevede değerlendirmekte.
Eleştirmenler, bu yaklaşımın gerçek bir strateji olmaktan çok bir taktik manevra olduğunu savunuyor. Zira ABD, öncelikle kendi üslerini ve müttefiklerini korumaya odaklanırken, kritik sistemlerin bölgeye kaydırılması durumunda Ukrayna’nın elindeki kozu ne ölçüde kullanabileceği belirsizliğini koruyor.